Facebook
  • Anasayfa
  • Hatırımda Kalanlar: Edebiyat kulübü.
DİNLE

Hatırımda Kalanlar: Edebiyat kulübü.

stdClass Object ( [tid] => 121 [vid] => 18 [name] => Kampüs Hayatı [description] => [format] => full_html [weight] => 0 [language] => tr [i18n_tsid] => 0 [uuid] => 7277b42a-d616-49ab-8031-dd8d55879243 [depth] => 0 [parents] => Array ( [0] => 0 ) ) Kampüs HayatıstdClass Object ( [tid] => 120 [vid] => 18 [name] => Neden Sabancı Üniversitesi? [description] => [format] => full_html [weight] => 0 [language] => tr [i18n_tsid] => 0 [uuid] => 4d9c9e6f-2136-47fb-82f0-4cc111ee3521 [depth] => 0 [parents] => Array ( [0] => 0 ) ) Neden Sabancı Üniversitesi?stdClass Object ( [tid] => 119 [vid] => 18 [name] => Sanat ve Yaşam [description] => [format] => full_html [weight] => 0 [language] => tr [i18n_tsid] => 0 [uuid] => c5001f4d-9fe2-48a7-9581-039550747a1c [depth] => 0 [parents] => Array ( [0] => 0 ) ) Sanat ve YaşamstdClass Object ( [tid] => 118 [vid] => 18 [name] => Toplum ve Bilim [description] => [format] => full_html [weight] => 0 [language] => tr [i18n_tsid] => 0 [uuid] => aad7e067-921e-44ea-8e42-21a8b604f0ea [depth] => 0 [parents] => Array ( [0] => 0 ) ) Toplum ve Bilim

Sabancı Üniversitesine geldiğim ilk gün, Üniversiteye başlamış olmanın heyecanı ile, ki doğam gereği sanıyorum, hiçbir şekilde bunu belli etmeden, etrafı tanımaya ve insanlarla tanışmaya çalışıyordum. Kafamdaki tek soru ise, yeni girmiş olduğum bu çevredeki insanlarla uyuşup uyuşamayacağımdı. Onca kariyer kulübünün arasında ise kendimi biraz farklı hissediyordum, çünkü yine doğam gereği, kendimi özgür hissedebileceğim bir çevrede olmayacağımı düşünüyordum. Kim bilir belki de doğama bu kadar bağlı kalmayarak onlara bir şans vermeliydim. Kim bilir? Çünkü... vermedim.

Edebiyat Kulübü ile Tanışma

Edebiyat Kulübü Tanışma

Konuşabileceğim insanlar, ilgimi çeken şeyler arıyordum ki, hemen orada bulunan bu minik standı fark ettim. O günkü baş karakterim Selman, orada duruyor ve Edebiyat kulübü ile alakalı bilgiler veriyordu. Dikkatimi çekti, çünkü en sevdiği kitap hakkında konuşmayı kim sevmez? -Elbette en sevdiği kitap olmayanlar-. Birtakım bilgiler aldıktan sonra, Selman, kulübe girmek isteyip istemediğimi sordu. Elbette, ama vaktim vardı. Ben de ona mini bir mola isteyip istemediğini sordum ve kısıtlı repertuarımdan çok bilinen, ki en sevdiğim kitap olan, 1984 hakkındaki fikrini sordum. Konuşabileceğim birini ararken, daha iyisini bulmuştum: Tartışabileceğim bir insan. Cevap tatmin edici miydi hatırlamıyorum -hafıza garip şey- ama konunun bambaşka yerlere gittiğine ve benim oryantasyonun ilk gününü bu stantta harcamama sebep olduğunu hatırlıyorum. Daha sonra diğer birkaç kulübe geç’ katıldığım için daha çok para ödedim.(bu kısmı hatırlamasam keşke, işte... hafıza.)

Edebiyat Kulübü Toplantıları

Yıl boyunca her pazartesi toplanarak yaptığımız bu sohbetler başka hiçbir kulübün toplantısına benzemiyor. İlk toplantımda fularlı ve entelektüel bir sohbet beklemiştim, memnuniyetsizlikle, çünkü fular bana pek yakışmıyor, ama yanımdaydı, sonuçta hazırlıklı olmak lazım. Ancak hiç de öyle değildi, sadece popüler edebiyat, kitaplar ve şiirler değil sinema ve bazen asla ismini duymadığınız yazarlara gelen muhabbetlerde, aslında ne kadar çok şey okumak ve izlemek istediğinizi fark ediyorsunuz bu birkaç cana yakın insanın yanında. Ve daha da güzel yanı ise hem sizinle bu hevesi paylaşan hem de belki ne okuyabileceğinizi, daha doğrusu bir sonraki gezinizin hangi evrende, hangi zihnin içine olabileceğini söyleyen, fularsız entelektüellerle rahat bir sohbet ortamı olmasıdır. Kimse size sonraki hafta için görevler vermez, cevaplayamacağınız sorular sormaz. Berbat bir yorum yaptığınızda eleştirmezler, belki gülerler. Nâfi Ekmek Arası kitabına yaptığım yoruma gülmüştü, bak şimdi hatırladım, neyse...hafıza?

Kulüp Demek Dostluk Demek

Edebiyat Kulübü

Sohbet sonrası ise çaylarımızı alıp, ki meşrubat edebiyatını asla sevmem; sadece Köpüklü ’nün çayları fena değil, muhabbet etmeye devam ederiz. Hoşuma giden şey aslında buydu, gitmek istemediğiniz, zorlandığınız bazı kulüp toplantıları vardır. Çünkü yapmanız gerekeni yapmanızı bekleyen - onların doğası gereği - insanlardan bazen sıkılabilirsiniz. Ama burada insanlar kendileri istedikleri için varlar, konuşmak istediğin için seni dinlerler ve uzun sessizlikler burada garip karşılanmaz.

Hatırımda kalan son şey, ki antep fıstıklarını en son yerim, şirin fanzinimiz: Reçine. Yazarlığım konusunda pek çok emin olmadığım nokta var elbette, ama emin olduğum şey yazmaktan keyif aldığım. Reçine’nin ise yarattığım şeyden gururlanmamda etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. İster şiir olsun, isterse deli bir adamın gözünden hayatı anlattığım delice bir deneme olsun, Reçine’de herkesin yer alma hakkı var. Herkesin, kendi tarzı ile...

Uzun yazının kısası, yazmayı, okumayı, konuşmayı ve Edebiyatın her halini seviyorsanız tüm kariyer kulüplerinin yanındaki bu minik standa uğrayın. Sevmiyorsanız da uğrayın, çünkü kim sevmez?

Mehmet Akif Gültekin

Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği Lisans Öğrencisi

Diğer yazılarımız için blog sayfamızı ziyaret edebilirsiniz